Bana en güzel doğumgünü hediyesi verdin... Çok teşekkür ederim ant. Bundan daha güzel bi hediye alamazdım. Almayı bırak bu kadar mutlu olucağımı tahmin bile edemezdim....
Bir yıl boyunca hergünümü senin okuldan çıkışını bekleyerek geçirdim... Bu güzel değil miydi? Seni ilk gördüğüm günü hatırlar mısın? Hatırlasan bile benim ne hissettiğimi bilemezsin....
Ruhum varlığını hissetmeyi bırakmıyo.. Ekmek almaya gitmişsin sanki bakkala, az sonra kapıyı çalıcaksın ya da işe gitmişsindir belki ama eninde sonunda evine, yanıma dönüceksin sanki.....
Ruh ile aklın oyunları... Nasıl çıkılır ki işin içinden. Beni sevmediğini bilerek ama beni sevdiğine inanarak yaşıyorum. Evet aklım biliyo beni sevmiyo olduğunu ama ruhum...
Bu kadarını hakediyo muyum acaba? Hakettiğimi sanmıyorum. Evet bu sefer diil. Kötü hiç bişey yapmadım bu sefer. İhtimalinden bile kaçtım hep. Ve dün yaptığım sadece içmekti,...
Herkesle konuşabilirim. Bir kendim hariç... Gözlerinde mutsuzluğu görebiliyorum. Saklamaya çalışsan da arada, hatta bakmadan bile anlayabiliyorum bunu. Ama beni cezbeden de bu zaten. Mutsuzluğun.. Hem üzülüyorum...
insanlar nasıl yaşıyor ama anlayamıyorum. onların farkında olduğu ama benim bir türlü bulamadığım güzel bişeyler var mutlaka. yoksa cidden bu hayat yaşanmaya değecek bi hayat...
ölmek istiyorum. ama korkuyorum. ölmekten değil ama, ya da tanrının beni cezalandıracağıdan... unutulmaktan korkuyorum, birilerinin yokluğumu farketmemesinden, yokluğumdan dolayı kimsenin üzüntü duymamasından, ya da bir ay sonra unutulmasından... hiç varolmamış gibi olmaktan. ölmek mesele...